• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/okansadri.engin.9/
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905435787280
  • https://www.instagram.com/okansadriengin/
  • https://www.youtube.com/channel/UCE01Y-Qea-Pg089XrAtRjUg
    • FİLM YAPIMCISI VE AKTÖR
    • yebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
OBUMDER
 
Bağımlılıklar ve Uyuşturucuyla Mücadele Derneği
SERHAT SPOR KULÜBÜ

Yeni mah 307 nolu sok. No .26 Altınordu.Ordu
0538 657 45 08
Serhat KİRAZ
EN TV
EN TV ARTIK YAYINDA

“KAÇ BABA KAÇ” ‘IN OYUN ELEŞTİRİSİ

ORDU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN ELİNDE Kİ ORDU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KARADENİZ TİYATROSU’NUN YENİ SEZON OYUNU “KAÇ BABA KAÇ” ‘IN OYUN ELEŞTİRİSİ   

   Ordu Büyükşehir Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu’nun bu sezon repertuarına aldığı İngiliz komedi oyun yazarı Ray CHOONEY’in yazdığı , Haldun DORMEN ve Kemal UZUN’un çevirdiği “Kaç Baba Kaç” adlı tiyatro oyununu öğrencilerimle izleme vakti buldum.

   Oyun ile ilgili yorumlarım ve eleştirilerime ihtiyaç duyanlara ben de genel bir oyun eleştirisi yazarak oyunu yorumlamaya çalıştım.

   Oyun öncelikle komedi türlerinden en zor olan Vodvil türünde bir salon komedyasıdır ki oynanması ve performansı en üst düzeyde tutabilmek oldukça güçtür. Bu oyunları oynamak üzere yetiştirilmiş deneyimli branş oyuncularının kaldırabileceği türden bir oyun seçilmiş.

   Oyunun önce dekor tasarımından işe başlamak istiyorum. Dekor gerçekten olayların geçtiği hastaneyi seyirciye hissettirmeyi başarıyor. Evet bir hastanenin beyin takımı odasındaydık. Kullanışlı ve sade bir dekor hazırlayan dekoratörleri kutluyorum.

   Oyunu ışık yönünden fazla eleştirme şansımız yok. Çünkü üç birlik kuralına göre zaman mekan ve olay olgusu var. Ama üzülerek gereksiz efekt ve anlamsız yerlerde anlamsız duygularda ortaya çıkan yersiz veya zamanlama hatası efekt ve müzikler vardı.

   Oyun genel anlamda yönetmen olgusundan uzak bir yapıya sahip olarak karşıma çıktı. Evet maalesef bir hayal gücü yoktu. Standart metinde yazılan koreografilerin üzerine oyuncu eklemeleriyle harmanlanmış imece bir çalışma olmuş. Burada Oyunun yönetmeni Rıfat ÇOL’u’da küçümsememek lazım. Çünkü Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin son dönem tüm yükü bu arkadaşımızın sırtına yüklenmiş durumda. Çünkü oyun seçimleri konusunda yönetmenin ve tiyatro ekibinin bir öneri şansı bürokrasiye yok denecek kadar az. Rıfat ÇOL, branşı olan tiyatro eserlerini gayet güzel taşıyabilecek ve taşıtabilecek bir kapasiteye sahip. Vodvil ve türevleri onun işi değil. 

   Şimdi gelelim oyunun oyuncu kadrosuna;

   Dr. Davıd MORGAN,yani OBBKT’nin en eski ve deneyimli oyuncusu Cemil GÜNDÜZ’den taşıyamadığı bir performans izledik. David Morgan rolü sanırım onun hala üzerinde çalışmaya devam ettiği ve sahnede performans göstererek geliştirebileceği bir rol. Ses ve ritim olarak bile özellikle 2.perde performansa yeterli tepkileri veremedi. Kim bilir ? Belki benim izlediğim o gece onun kötü performansına denk gelmişimdir.

   Rose Mary MORGAN, oyuncuyu tanımıyorum, ismini dahi bilmiyorum ama “sen nasıl bir sahne ışığına sahipsin öyle ?” demeden de geçemeyeceğim bir iz bıraktı bende. Oyunun başından sonuna kadar kontrollü ve dengeli bir performans izledik. Tek kelimeyle “BAŞARILI”…

   Baş Hemşire , Ben o bayanı yıllardır OBBKT oyunlarında küçük rollerde izlemiştim ve genelde bilet gişesinde memur olarak görüyordum. Ses tonu olaylara hakimiyeti ve ani duygu geçişlerini uzun sahnelerde harika mimiklerle taşıyan performansı alkışlanması gerekir. İşte küçük bir rol böyle iz bırakır.

   Hemşire, Selfi çekiyor ağzında sakız çiğniyor. Tanımadığım bir oyuncu ama vasat bir performans. Benimle beraber izleyen hiç kimse repliklerini anlamadı. Çok kötü bir performans ,üzgünüm…

   Jane TATE; baştan aşağı kırmızı giydiği kıyafetiyle evet bu benim Jane TATE karşınızda dedirtecek cinsten ve çocuğu için onca yalana dolana destek veren anneyi gördük. Oyun boyunca dengeli ve ritimli bir performans sergiledi.

   Olayların baş kahramanı Hayko CEPKİN kılıklı baş belası küçük kız. Görüntü var ses yok… Bana kızma olur mu ?

   Mıke; rolünün hakkını verdin… Gelişime açık geleceği parlak. Eli ayağı düzgün bir oyuncu adayı.

   İhtiyar Leslie; o yaşta ki bir ihtiyarı oynayacak birisinin o yaşta olması gerekir. Rıfat ÇOL olarak sahneye çıkarsan sadece biz Rıfat ÇOL’a güzel espriler olduğu için güleriz. O rolde ki o yaşlı sen değilsin…

   Komiser; özellikle performansını değerlendirmemi istemiştin. O halde değerlendirelim sevgili dostum. Güzel bir tip bulmuşsun. Evet tip oyunculuğunun gereğini  yerine getirecek kostümlerle de desteklemişsin olayı. Ama çok tehlikeli bir TİK bulmuşsun kendine. Neden böyle bir tik yaptınız? Oyunun dramaturgi raporunu hazırlarken mesleğin gerektirdiği hangi koşullarda bu tikin olmasına karar verdiniz ? O kısa kravat neden kısa bağlandı ? Bunların cevaplarının verilmesi gerekir. Performansın zaman zaman düşse de seyircinin gönlünde taht kurdun. Yüz kişi izledi doksan dokuz kişi beğendi ama ben performansını eleştirdim. Bir an önce sen dahil tüm oyuncuların ritim eğitimi almaları gerekir. Benim eleştirimi de dikkate alırsan yüzde yüz bu işi başarmış olursun .

   Dr. TED ; birçok oyununu izlediğim Bülent ÖZTÜRK’ün ben taklit yeteneğini çok seviyorum. Anında fotoğrafını çekip karakterine yükler. Daha çok önceki performanslarında Şahan Gökbakar, Cem Yılmaz’ın bazı tiplemelerinde harmanladığı ve sahneye koyduğu taklit performanslarından tanıdım. Yani her oyununda bir taklit yapma vardı. Bu oyunda gördüm ki kimsenin taklidini almamış ve Bülent ÖZTÜRK, adını değiştirerek Dr TED oluvermişti. Yani ortada TED yok Bülent vardı.

   Yeliz, yani Yaşlı Teyze; kıyafet dışında olmamış. Ben iki ihtiyardan da o lezzeti alamadım. İhtiyarlar değişmeli yada gerçekten Rıfat ve Yeliz artık latex’lemi olur plastik makyaj mı olur, yaşlandırılmalı. Ben o iki nefesi kokmuş, dişleri dökülmüş, derileri pörsümüş ama ruhları genç ihtiyarı görmeliyim.

   Bülent REİSOĞLU; zaten küçük ama büyük işlerin adamı. O profesör rolü çok yakışmış. Burada küçük bir ekleme yapmama izin ver Bülen REİSOĞLU, sonunda ki abartılı gırtlaktan gelen o sesi daha da abartabilirsin. Hatta bu ses üzerinden mizansenlerine renkler katabilirsin. Yönetmeninle ve ekibinle istişarelerde bulun derim. Havada kalmış bir rol. İşlenmesi gerek.

   Sanırım bütün oyuncuları değerlendirdim. Şimdi birde Dramaturgi raporuna bakalım. Maalesef oyunun can alıcı noktalarına ve öne çıkarılması gereken yerlerine ya dokunulmamış ya da dramaturgi raporuna riayet edilmemiş. Bu yazacaklarım yönetmen için gelsin. Çok fazla kaçan nokta çok fazla çıkmayan espri ve mizansen vardı.

   Selamın sonunda özellikle neden seyircilere konuşma yapmak ihtiyacı duyuldu ve neden özellikle ALTAŞ KOLEJİ’nden gelen öğrencilere teşekkür edildi? Haklı olarak bir seyirci bizde varız Voleybol Takımı deyince küçük bir şaşkınlık yaşayan konuşmacı arkadaşımız Cemil Gündüz sizlere de teşekkür ederiz demek zorunda kaldı. Ama orada Türkiye Sakatlar Derneği Başkanı ve Engelli Tiyatrosu, Ordu Yeşilay Cemiyeti Gençlik Kolları Yeşil Sahne Oyuncuları, Ordu Halk Eğitim Merkezi Uygulamalı Tiyatro Kursiyerleri ve OBUMDER’i ve tüm bu saydıklarımı temsilen ben oradaydım. Eğer bir konuşma yapılıp teşekkür edilecekse  (ki buna gerek yok, gayri bir durum olmadıkça…) gişeden gelen protokol ve guruplar hakkında bilgi alınır ve bir sınıflandırma yapılarak teşekkür edilir. Tekrar söylüyorum, selamın sonunda zaruri bir durum olmadıkça bunu yapmak doğru değil. Bunu yapacaksa da tiyatronun şefi yada müdürü yapar. Ya da her kimse…

   Sanırım oyun eleştirimin sonuna geldim. Her ne kadar sürç-i lisan ettiysek affola.

   “Kaç Baba Kaç “ her Salı ve Cuma saat 20:00 da OBBKT sahnesinde izleyicisiyle buluşuyor.

   Gülmek, stres atmak, eğlenmek isteyen herkesin izleyebileceği güzel bir oyun.


  
780 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın